Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

29 Mart 2013 Cuma

Insane in the membrane- Insane in the brain

  Genel kabul edilir akıl sağlığı her ne ise onu yitirmek; deliliğin sınırlarından içeri, dev bir baloncuğun içinden parmağını sokar gibi kolayca sızarak girmek çok mümkün.

  Mesela pencereden silktiğin bir örtüden dökülen ve hareketin yarattığı etkiyle havaya kalkan ortamda hali hazırda mevcut tozların, güneşin suratına vurduğu sabah aydınlığında, bulanık bir suyun içindeki partiküller gibi süzüldüğünü gördüğünde ani bir tiksintiye kapılabiliyorsun. Her şey pis gelebiliyor, bir anda. Her yer tozla kaplı, nefes alacak hava yokmuş gibi hissedebiliyorsun.

  İşte o anda ne kadar balatan varsa hepsini sıyırmak, geride kalan kırıntıları peynir ekmekle, bana bana yemek ne kadar da olası.
  'Her yerde toz var; nefes alamıyorum,' diye sokağa atabilirsin kendini. Sürekli ellerini yıkamaya başlayabilirsin. Parmakların su toplayana kadar, elinde fırçayla yerleri silebilirsin. Kanırta kanırta, kazıya kazıya, parmak boğumlarını hissetmeyene kadar...
  Evi baştan sona iki kere temizledikten sonra bir de kendini temizlemek isteyebilirsin. Tüm vücudunu keseyle, teninin altından çıplak etin görünene kadar ovabilirsin. Altında pislik birikmesin diye tırnaklarını ta dibinden kesebilirsin.
 Saç tellerinden daha ince aradaki çizgi; deliyle akıllı arasındaki.

Tüm bunları aklından geçirirken olası bir yaşamı görüp bir anda vaz geçebilirsin. 'N'apalım ya, toz moz yaşıyoruz, işte' diye kendini vurdumduymazlığın rahat, güvenli kollarına teslim edebilirsin. Ama bilirsin ki o diğer kadın orada. Elini uzatabileceğin kadar yakın bir yerde. Her gün iki kere çamaşır suyuyla yıkanan, sırf beyaz kalebodurla kaplı bir evde yaşıyor. Senin asla seçemeyeceğin tozları görüyor ve katıla katıla öksürüyor.

26 Mart 2013 Salı

Orada Olmayan Adam

Ben şiir sevmem; ben bunu severim.

                 Antigonish
Yesterday upon the stair
I met a man who wasn’t there
He wasn’t there again today
Oh, how I wish he’d go away
When I came home last night at three
The man was waiting there for me
But when I looked around the hall
I couldn’t see him there at all!
Go away, go away, don’t you come back any more!
Go away, go away, and please don’t slam the door
Last night I saw upon the stair
A little man who wasn’t there
He wasn’t there again today
Oh, how I wish he’d go away
 
William Hughes Mearns

25 Mart 2013 Pazartesi

Daytripper



Fábio Moon, Gabriel Bá'nın yazıp resimledikleri çizgi roman Daytripper'dan bir alıntı.

In times like these, we seek comfort in the little pleasures, things we're glad man invented.
It doesn't matter where you're from-- or how you feel... There's always peace in a strong cup of coffee.

Kahveyi çay ile değiştrebilirim ama anlamı hiç değişmez. Tespite ve ifadeye bayıldım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...