Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Z-ombi

Gece feci bir kabus gördüm. Önce iki kadın öldürülüyordu. Yol kenarına atılan cesetleri o bölgenin dedektifi kadının gözleriyle ben inceliyordum. Sonra ben yine ben oluyordum ve aniden transfer olduğum ormanlık arazide zombilerle amansız bir mücadeleye giriyordum.  Kalbim ağzımda atıyordu ama hayatta kalma arzusuyla canımı dişime takıp savaşıyordum. Kafa göz; kır oy şeklinde bir süre dövüştükten sonra (kan, et, kıkırdak detaylarını es geçiyorum ancak epey canlı görüntüler olduğunu belirtmek isterim. Keza kırılan kemik sesleri de kulaklarımda çınladı bir süre.) zombilerin hakkından geliyordum. Yanımda Tuba vardı. Çatı üstlerinden baca temizleyicisi gibi kayarak ilerlerken 'Eve gitmeyelim. Çok korktum, güvenli bir yere gidelim,' diyip tüm metanetimi bir kenara bırakıyor ve hıçkırıklara boğuluyordum.
Sonra uyandım. Bir süre kendime gelemedim. Meğersem çişim gelmiş ama banyoya gitmeye korktum. Sonra uykuyla uyanıklık arasındaki o leziz bölgede kendi kendime şöyle dediğimi duydum: 'Banyonun tanıdık fayanslarını görmek korkunu geçirecektir.' Bu cümleyi duyduğum anda hastası oldum ve hiç unutmak istemedim. Bir süre daha kendimi zorladıktan sonra tuvalete gittim ve yirmi saniye kadar hiç durmadan işeyerek zombileri, cesetleri, korkuları vücudumdan attım. Banyonun tanıdık fayansları işe yaramıştı. Tanıdık olan güzeldi. Dosttu. Güvenliydi...

2 yorum:

  1. acaba yine neler döndü o gri kıvrımlarda? tanıdığın güvenli olması konusunda benzer şeyleri düşünsem de, o tanıdık olan işte zaman zaman da can acıtıyor..
    neyse..
    popon açık kalmış senin :)

    YanıtlaSil
  2. Can acıtan tanıdık detaylar

    Mekanların tanıdıklığı güzel ama. O can acıtmaz ki. Belki sıkar, o kadar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...