Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

30 Ağustos 2011 Salı

Yolda

Yol akip giderken sen izleyici olabilirsin. Mudahele edemezsin. Sadece gorur ve degerlendirirsin. Oyle bir nokta gelir ki degerlendirmeler de sona erer. Artik Sadece yol vardir. Ama sen onu izledigin icin vardir. Sessiz bir gozlemci olarak "yolu" varedersin.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Koyun

Fethiye'nin merkezine gidiyorduk. Daha bayram degil ya, yollar kalabalik degildi henuz. Gidis gelis toplam 2 seritli yolda ilerlerken karsi seritin ortasinda yaklasik 10 koyunluk bir suru gorduk. Hepsi boyunlarini asagiya egmis ve simsiki birbirlerine sokulmuslardi. Asla bir tanesi bile kafasini kaldirip yola veya gelip gecen hizli arabalara bakmiyor, bakamiyordu. Orada oyle caresizce bekliyorlardi. Bu goruntu oyle bir metafordu ki, hem kisisel hayatimi hem de sevgili yalniz ulkemi tanimlayabilirdi.

Ertesi gun ayni yoldan gectigimizde yolda kan izi veya koyun lesi yoktu cok şükür.

İste hayat boyle devam ediyor. Bazen yolun ortasinda kaliyorsun. Tehlikenin kucaginda. Kafani kuma gomup görmezden gelince kurtulacagini saniyorsun. Sahiden de bazen kurtulabiliyorsun. Bu asla bir tavsiye olamaz. Sadece hayat geciyor iste.

Bir de simdi Yeni Turku caliyor.

Dun gece sen uyurken,
Yuregim bir yildiz gibi
Baglandi sana
Destina

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Duck Man

Bu haber gözlerime toz kaçmasına sebep oldu.
'Yok hayır ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı' şeklinde.


18 Ağustos 2011 Perşembe

Nedir bu kadar önemli olan?

Herkes cep telefonu kulağına yapışık yaşıyor. Kerhane telefonu gibi sürekli çalıyor telefonlar.

Çalışmıyorsun, etmiyorsun bu kadar acil olan ne? Ulaşılamaz olamaz mısın be kadın? 10 sene önce telefonun mu vardı? Nasıl bu kadar kolay adapte oldun telefona? Elin kolun da değişecek yakında telefon şeklini alıcak.

Doktor değilsin, doğum yapacak hastan yok, neden o telefon uçak havaalanına girdiğinde daha motoru kapanmadan açılıyor? Nedir acelen? Niye o telefon bip bip ötüyor mesaj sesleriyle. Niye benim hayatımı tehlikeye atıyorsun? Cep telefonu uyarı lambası daha sönmemiş, kendinde bu hakkı nasıl görüyorsun?

Neden özel konuşmalarını dışarıda yapıyorsun? Evin yok mu? Veya eve gidene kadar bekleyemiyor musun? Bizim ilgilendiğimizi mi düşünüyorsun?

Ayrıca neden bağıra bağıra konuşuyorsun?

Neden minnacık bebeğin eline telefon veriyorsun? Neden kendin oyalayamıyorsun çocuğu da radyasyon canavarına talim ediyorsun?

Tiksindim billa hepinizden.


15 Ağustos 2011 Pazartesi

Hayır Olsun İnşallah

Çok acaip rüyalar gördüm yine sabaha karşı.

Tavuk kanadı gibi birşey yiyordum iştahla bir restoranda. Ama elim kadar kocamandı kanatlar. Hiç sorgulamıyordum nedir bu diye. Sonra mutfağın kapısı aralandı. Beyaz ördekler vardı badi badi yürüyen. Beyaz kıyafetli bir aşçı kaptı birini aceleyle. Kanadını kesiverdi kocaman bıçakla kırt diye. Ördek ayaklarının üstünde dikilip can havliyle bağırdı. Gagası kocaman açıktı. Gözleri ne olduğunu anlamaz bakıyordu. Kustum yediğim kanatları, akan kanları görünce.

Sonra başka birdeydim birden bire. Küçük bir kız vardı bana doğru gelen. Kucağında minicik bir yavru kedi ile. Rüya ya işte, biliverdim, kedi birazcık hastaymış, bana getiriyormuş minik kız ben onu iyi edeyim diye. Mutlu oldum birden, bu kediyle kaderimiz ortakmış sandım. Sonra birden gökyüzü karardı, iki kocaman kanadın gölgesi düştü yere. Dev bir beyaz martı kapıverdi minicik yavru kediyi. Derinden bir miyk sesi duydum, ama çoktan gözden yitmişti kedi. Küçük kıza çok sinirlendim birden. Sahip çıkamamıştı küçücük kediye. Sonra düşündüm, kızın kendi de küçücüktü. Kızamadım. Sadece üzüldüm.

Ve mekan değişti yine, bu sefer bir okuldayım. Gökyüzünde UFO'lar vardı. Işıkları sağda solda belirip kayboluyordu. Dünyayı istilaya gelmişlerdi. Acilen saklanmamız gerekti. Okulun altında bir sığınak vardı. Çocukları oraya toplamamız gerekliydi ama sadece acil durum çantası olanları. Tek tek içeri aldık onları. Sonra ben kendi çantamı bulmak için okulun yüksek tavanlı koridorlarında gezmeye başladım. Bir çalışma masasında benimle ilgili belgeler vardı. Baktım babamın çalışma masası. Hüzün çöktü üzerime. Birisi orda babamı anlatıyordu. Ona demiş ki babam “Nefes en büyük hediyedir insana”. Sonra lafı toplarlayamadığı her zaman olduğu gibi “Allah hayır etsin” diye eklemişti. Yürümeye devam ettim. Balo kıyafeti ile birkaç genç kadın gördüm. Sığınağa partiden sonra geleceklerini söylüyorlardı. Kendime acıdım. ‟Hayatı kaçırdım, yaşamayı hiç bilemedim” diye. Ağlıyordum sonrasında bir köşede. Babama mı yoksa kendime mi ağladığımı bilemeden.

Sınıfları dolaştım. Birkaç tane acil durum çantası buldum. En azından birkaç çocuğu daha alabilirdik sığınağa böylece. Ve sonra o en zor soru geldi. Hangi çocuklara vereceğiz çantaları peki? Nasıl seçeceğiz hangilerine yaşam hakkı verileceğini?

“Mavi kıyafeti olanlar dedim. Onlara verin çantaları.”

14 Ağustos 2011 Pazar

Morrissey - Everyday is Like Sunday

Morrissey'i veya the Smiths'i fazla tanıtma cüretini göstermeyeceğim burada. Biri diğeri olmadan ağza bile alınamayan bu yüce insanı ve 5 yıl hayatta kalan bu yüce oluşumu herkes kendi keşfetmeli.

Kendimi fazla tutmadan ancak şunu söyleyebilirim ki; şarkıcı, söz yazarı, ozan, yazar, hayvan hakları aktivisti ve vejetaryanlık savunucusu Morrissey'in en yabana atılmayacak özelliği kulak kanallarından ahenkle dans ederek içeri giren bariton sesi

Kimilerinin itinayla sakındığı 80'ler müziğinden geriye kalan bir şaheser, benim üzerimde, beni olduğum yerden bir hortumla çekip kendi kişisel tarihimin tozlu çekmecelerine götüren bir şarkı geliyor şimdi.

1988 çıkışlı Viva Hate Albümünden 'Everyday is Like Sunday'



p.s: Video klipteki kartpostala yazılan 'MEAT IS MURDER'*  The smiths grubunun aynı adlı albümüne bir gönderme olup, Morrissey bu albümle beraber, grup üyelerinin et yerken fotograflarının çekilmesini yasaklamıştır.

*Meat is Murder: ET CİNAYETTİR.

Şarkı Sözleri


Trudging slowly over wet sand
Back to the bench where your clothes were stolen
This is the coastal town
That they forgot to close down
Armageddon - come Armageddon!
Come, Armageddon! Come!

Everyday is like Sunday
Everyday is silent and grey

Hide on the promenade
Etch a postcard :
"How I Dearly Wish I Was Not Here"
In the seaside town
...that they forgot to bomb
Come, Come, Come - nuclear bomb

Everyday is like Sunday
Everyday is silent and grey

Trudging back over pebbles and sand
And a strange dust lands on your hands
(And on your face...)
(On your face ...)
(On your face ...)
(On your face ...)

Everyday is like Sunday
"Win Yourself A Cheap Tray"
Share some greased tea with me
Everyday is silent and grey


11 Ağustos 2011 Perşembe

Somali'de 3 Aç Türk

Somali'li korsanlar tarafından kaçırılan M/T Olib G gemisinin 15 Gürcü, 3 Türk mürettabatı Eylül 2010'dan beri serbest bırakılmadı. 3 aydır haber alınmayan mürettabat için, gemi sahipleri paraları bittiği için fidye ödeyememişler. İşin devlet tarafından çözülmesi gerekiyor.
Esir tutulan mürettabat'tan Fuat Özçelik'in ablası tarafından hazırlanan blogda detaylar mevcut. Dilekçe gönderip destekte bulunabiliriz ve böyle bir konudan geç de olsa haberdar olabiliriz.
Bu kaçırma hikayelerinin Somali'li korsanlardan ziyade sigorta şirketlerinin işine yaradığına da uyanalım artık. Hayatımız çok ucuz. Ve bu çok korkutucu...

http://somalide3acturk.blogspot.com/



10 Ağustos 2011 Çarşamba

Kıyamet Kopsun Bence

Artık uyanmamız lazım.
Toplu bir şekilde aynı şeyi istersek olur.
Dünyanın aydınlanması için önce gözlerinizi açın.

http://www.hazirtv.com/21021-silinmeden-herkez-izlesin.html


 

 

 

 

 

 

 


8 Ağustos 2011 Pazartesi

Benzerler

Ahan da bir tane daha yakaladım.

Yalnız ben bu sağdaki kadıncağıza pek acıyorum. Kocasının gözü dışarıda diye, 50 yaşından sonra estetik ameliyatlar serisine başlayan kadının sonu malesef bir ajda olamamış. Kadının döktüğü onca paraya anca botokslu ve tüysüz bir iran kedisine benzetmişler.


Bülent Ersoy vs Jocelyn Wildenstein

5 Ağustos 2011 Cuma

Benzerler

Ama çok benziyor ki bunlar...

Jason Schwartzman vs. Peker Açıkalın


Ami Pietz vs. İdil Fırat

3 Ağustos 2011 Çarşamba

İş arayanların dikkatine

  • Yoğun çalışma temposu
  • Esnek çalışma saatleri
  • Dinamik çalışma ortamı

Bunların hepsinin, “Akşamın sabahın belli olmayacak. Verdiğimiz üç kuruş paranın karşılığını sonuna kadar alacağız. Mesai saati 9-6'dır diye birşey yok, mesai bitmez. Eve gidince evden de çalışacaksın. Telefonun 24 saat açık olacak, ulaşılabilir olacaksın. Maillerine cevap vereceksin.”

demek olduğunu herkes biliyor değil mi?
Bilmeyen varsa öğrensin.

Ha bu arada, esnek çalışma saatleri her zaman ilk noktaları sabit kalıp, sona doğru esnerler.

2 Ağustos 2011 Salı

Afrika'ya yardım etsek

Çok utanıyorum. Dün akşam 2 dilimini bıraktığım pizzanın üzerine açgözlülüğümden bir de tatlı yedim. Onun da yarısını bıraktım. Utancımdan ağlamak üzereyim.

https://www.yeryuzudoktorlari.org/

Yeryüzü Doktorları, Afrika Boynuzu ülkelerinde yüzyılın en büyük iklim felaketinden etkilenen 12,5 milyon insana temel sağlık ve gıda yardımı götürmek için yola çıktı.  
Afrika Boynuzu ülkelerinde son 60 yılın en büyük kuraklık ve kıtlığı yaşanıyor. Bölge ülkelerindeki yaklaşık 12,5 milyon insanın hayatının devamı bir an önce bölgeye ulaşması gereken yardımlara bağlı. Başta afetten en çok etkilenen Somali halkı olmak üzere insanlar Kenya Dadaab ve Etiyopya Dollo Ado Mülteci Kampları’na doğru akın ediyorlar. Şu ana kadar yaklaşık 1,5 milyon insan evlerini terk etmiş durumda. Üç kamptan oluşan Dadaab Mülteci Kampları Somali-Kenya sınırına 80 km uzaklıkta. 1991’deki kıtlık döneminde BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından kurulan kampların kapasitesi 90.000 idi. Bugün, nüfusu  400.000’e yaklaşan Dadaab, dünyanın en büyük mülteci kampına dönüşmüş durumda. Kamplara her gün, en az yarısı çocuklardan oluşan 1300 kişinin ulaştığı belirtiliyor. Kamplara gitmek için yola çıkan yüzlerce insan yollarda can veriyor. Haftalarca yürüyerek yardım kampına ulaşmayı başaranlar insanlar açlık ve hastalıkları ile birlikte bir de çocuk ve yakınlarını kaybetmenin travmasını yaşıyorlar. Kamplara ulaşabilen özellikle çocukların bir kısmı ise kampa kabul anlamına gelen sarı bileklik almak için sırada beklerken hayatlarını kaybediyor. Kamplara giremeyenler ve uluslar arası yardım alamayan Kenya ve Etiyopyalı yerli halk da mağdur durumda.
 Yeryüzü Doktorları ‘Afrika’ya Hayat Operasyonu’nu başlattı. Bölgeye temel sağlık hizmetleri, gıda ve ilaç yardımı götürüyor.
6 Kişilik ailenin bir aylık ihtiyacını karşılayacak olan ‘Hayat Paketi’ bedeli: 150 TL. Bu paketin içinde Acil Sağlık Destek Kiti ve temel gıdalar bulunuyor (10 kg pirinç, 6 kg buğday, 12 kg un, 5 kg şeker, 5 kg kuru fasulye, ½ kg tuz, ½ kg çay, 5 lt sıvı yağ, 2 kg süt tozu ve ihtiyaca göre verilecek ilaç ve tıbbi beslenme preparatları)
 Yeryüzü Doktorları aracılığı ile yardımlarınızı ulaştırmak için www.yyd.org.tr sitesinden ‘AFRİKA’YA HAYAT OPERASYONU’ başlığı altında online ya da hesap numaralarımıza banka havalesi yolu ile bağış yapabilir.


Online bağış için link aşağıdadır
https://www.yeryuzudoktorlari.org/bagis/

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ben Tekim

Ne içtin sen? Yazık bir tane de arkadaşı yok ki şöyle vursun suratına tokadı atsın kızı sırtına kaçırsın ortamdan. En son biri taksiye atmış ama sanki yeterince rezil olmasını beklemiş gibi.

Bak bak yukarıya bak
Allah biirrrrr
Ben tekkimmm

Tekim ben
Beeen tekim

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...