Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

21 Ekim 2011 Cuma

Gazeteport'ta okuduğum bu yazı şahane tespitlerle dolu. Herkes kendi iş arkadaşını bulsun.


İnsan kaynakları ve kariyer sitesi Monster tarafından yapılan bir araştırma ofislerdeki 25 tip çalışan karakterini ve onlarla nasıl başa çıkılacağını ortaya koyuyor
Sizi canınızdan bezdiren, davranışlarıyla rahatsız eden bir iş arkadaşınız mı var? O halde onlarla nasıl mücadele edeceğinizi öğrenin.
Dedikoducu: Ofiste yaşanan son skandalın gerçekte doğru olup olmadığını ve kaynağını mı öğrenmek istiyorsunuz. Onlara sorun. Günlerini başkalarının konuşmalarını 'kaydederek' geçiren bu grup yeri geldiğinde kullanmaktan da çekinmez. Onlarla başa çıkmak zor olabilir çünkü genelde dışarıdan şirin görünmeleriyle ünlüdürler. Dedikoducuyla başa çıkmanın en iyi yolu onları görmezden gelmektir. Ve ne yaparsanız yapın onlara hayatınızla ilgili ayrıntı vermeyin ya da söyledikleri şeyi başkasına söylemeyin.
Şikayetçi: Herhangi bir şey için sızlanmaları için sebep aramaya gerek yok. İster işler sıkıntıdan patlayacak kadar yavaş olsun, ister çıldıracak kadar yoğun. Her durumda şikayet edecek bir şey bulurlar. Onları ne susturarak ne de neşelendirerek ya da çözümler önererek bu huyundan vazgeçiremezsiniz. Ne işe yarar biliyor musunuz? İçten bir cümle; "Gerçekten korkunçmuş. Bütün bu problemlerle nasıl başa çıkılacağını gerçekten bilmiyorum". Biri onları gerçekten dinlediği için şaşırıp sessizleşirler. 
Kontrol delisi: İş yerinde belli bir görev paylaşımı olduğuna dair inançları yoktur. Şirket yazışmalarındaki resmi yazı tipinden bulaşık makinesinin nasıl organize edilmesi gerektiğine kadar mutlaka bir fikirleri vardır ve sizin de bunlara dikkat etmenizi isterler. Onlarla uğraşırken olabildiğince sakin olun. Sabırlı olun, onlara nazik bir biçimde yaklaşın ve çok yavaş konuşun. Eğer onları anladığınızı gösterirseniz, büyük ihtimalle sizi bırakır, gidip başka birinin işine karışırlar.
Duygusal oyuncu: Her şeyi trajik bir operaya çevirmekte üstlerine yoktur. Çalışma masasından gelen iniltiler ve yürek parçalayan haykırışlardan birinin öldüğünü ya da kazara bilgisayarındaki tüm bilgileri sildiğini düşünebilirsiniz. Fakat genelde bunların hiçbiri doğru çıkmaz. Eğer duygusal oyuncuya yardım etmek istiyorsanız, olabildiğince az tepki vermeye çalışın ve 'böyle şeyler olur' deyip geçin.
Arkadan vuran: Karşılaşmak istemeyeceğiniz en kötü ofis karakterlerinden biri. Uzun süre arkadaşınız gibi davranmasına aldanmayın. Bu fikrinizi çalmak ya da hakkınızda üst yönetime dedikodu yapmak için fırsat kolladıkları gerçeğini değiştirmez. Maalesef onları tanıdığınızda canınız çoktan yanmış olacak. Ne kadar cazip olsa da, bu kişiye asla ama asla güvenmeyin. Gardınızı alın. Böylelikle sizi bir kez daha incitemeyecektir. 
Bay Jargon: Genelde yönetici konumunda bulunduklarını tahmin etmek zor değil. Ağaçların üstüne tüner ve buyrukları altındaki kişileri korkutmak ya da saygı uyandırmak amacıyla anlaşılmayan kelimeler kullanırlar. Problem şudur ki bu kelimelerin çoğu genelde bir anlam içermez ve bazı durumlarda bilgisizliklerini ve acizliklerini saklamak için bu kelimeleri seçerler. Başa çıkmak için önce konuştuğu dili öğrenmelisiniz. Söylediği bir şeyin ne anlama geldiğiyle ilgili bir sorununuz varsa, sorun! Hepsi de anlamsız olmayabilir.
Geveze: Konuşurlar… Yine konuşur, konuşur, konuşur konuşurlar. İster dinleyen biri olsun, ister olmasın; mutlaka söyleyecek bir sürü şeyleri vardır. Düşüncelerini kendilerine saklayamayan insanlardan biri olan bu ilginç tipler, akıllarından geçen her türlü ayrıntıyı bilmek istediğinizi düşünürler. Başa çıkmak için "Beş dakika içinde önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerek" gibi bir cümle harikalar yaratabilir. Aynı zamanda kibarca sözünü kesip, "Bir şey sorabilir miyim?" diyerek konuşma üzerinde kontrol sahibi olmayı deneyebilirsiniz. Ya da son çare olarak "Üzgünüm ama gerçekten gitmem lazım" demek kesin çözüm. Eğer bunlardan hiçbiri işe yaramazsa bir kulaklık edinin.
Bay/Bayan Mükemmel: İster çok çalışkan ve yetenekli olsun, ister gökyüzünden inmiş gerçek bir melek, ister doğuştan her açıdan mükemmel yaratılmış kişiler olsunlar, fark etmez. Mutlaka sizin kötü görünmenize sebep olurlar. Bu durum bir süre sonra sinirlerinizi bozmaya başlar ve kendi performansınızdan endişe etmeye başlarsınız. Kendi işinize odaklanmak moralinizi büyük ölçüde yükseltir. Eminiz yapmakta usta olduğunuz bir şey vardır. Kendinize bunu göstermek için bir fırsat verin.
Anaç: Ofisiniz yetişkin insanlarla dolu olsa da 'anaçlar' fiziksel ve zihinsel olarak herkesle ilgilenmek için orada olduğunu düşünür. Birazcık burnunuzu çekseniz hemen modası geçmiş bir tedavi tavsiye eder ya da kötü hissettiğinizde gelip rahatlatırlar. Anaçlar her zaman oradadır, isteseniz de istemeseniz de. Geveze kişilerle olduğu gibi aranıza sınır çekmelisiniz. "Bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor" onlardan kurtulmak için hayat kurtarıcı cümle olabilir.
Acımasız demirbaş: Bu grup neredeyse şirket kurulduğundan beri (ya da sadece size öyle gelmektedir) buradadır ve size tüm bu süreyi anlatmaktan çekinmez. İnsan kendini neden hala aynı işte olduğunu düşünmekten alamaz. Bu kişiler uzun vadede iyimserliğinizi ve kendinize güveninizi, kendi yaşadıkları acı pişmanlıkları anlatarak silebilir, işinizden aldığınız keyfi yok edebilir. İyi tarafı şu ki demirbaş sayesinde şirket hakkında tüm bilgiyi elde edebilirsiniz. Bu duruma iyi tarafından bakın. Neler öğrenebileceğinizi tahmin edemezsiniz.
Kaynak: http://www.gazeteport.com.tr/haber/58291/peki_sizin_is_arkadasiniz_hangisi 

6 yorum:

  1. hımm.. şu kontrol delisi bi yerden tanıdık geldi sanki ama "kontrol delisi" biraz ağır olmamış mı? hı?

    YanıtlaSil
  2. üç aşağı beş yukaır böyleler. gerçi ben de kendimi kontrol delisi sanırdım ama kimsenin yakasına yapışıp da bilgiçlik taslamazdım. benimki daha çok beni ilgilendiren olaylara müdahale etme gibiydi. hayatımla ilgili falan. ne bilim

    YanıtlaSil
  3. "İş yerinde belli bir görev paylaşımı olduğuna dair inançları yoktur." var ya.. şu cümleye olan inancımdan kurtulabilsem belki basıp istifayı ufka doğru yürüycem ama kurtulamıyorum anacım:)

    YanıtlaSil
  4. o ufuk çizgisi bira belirsiz. o yüzden ne yapacağını anlamadna ayrılma derim şimdiki aklımla. bak ben hala duruyorum öyle. hoş buna da ihtiaycım varmış demek. ama sıkıldım.

    YanıtlaSil
  5. aslında neredeyse bir hafta evden çalışma deneyimim oldu.. o da fena değil ama benim gibi adamlara ters heralde.. ne bilim.. çalışmayı özlemezmişim gibi geliyo:)

    YanıtlaSil
  6. özlediğin şey çalışmak değil zaten. yani yapıtğımız işin ne gibi bir özelliği var ki özleyelim. icat mı yapıyoruz, hayat mı kurtarıyoruz, çocuk mu eğitiyoruz. kurumlsa köleyiz. ama insan bir işe yaramak istiyor, para kazanmak istiyor, sosyal etkileşimde bulunmak istiyor. özlenen şey bunlar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...