Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

6 Eylül 2011 Salı

Sıkıntı ve Muz Kabuğu

Oturdum “Pretty Little Liars” diye saçma sapan bir dizi izliyorum. 4 ergen kız, gruplarının 5. üyesinin gizemli ölümünün ardından kendisine A. diyen ve maktulün kızlar hakkında bildiği herşeyi bilen sikko bir stalker tarafından canlarından bezdirilmektedir.
Tipik bir Amerikan kasabasında tipik suburb high schoolda okuyan genç kızlarımız, diğer birçok amerikan gençlik dizisinde olduğu gibi, sürekli temalı partiler peşinde yüksek topluklar üstünde koşarken, bir yandan da arkadaşlarının ölümü üzerindeki sır perdesini aralamaya çalışırlar. Ancak 2 sezondur kim olduğunu çözemediğimiz A. ile beraber başkaları da bu perdeyi sonuna kadar kapalı tutmak istemektedir.
Tabi ki kızlarımızın aşk hayatları ve boylarından büyük lafları da dizinin çeşnileri olarak ekrana yansımaktadır. Süper hiper anlayışlı aileleri tarafından el bebek gül bebek büyütülen kızlarımız, araba tepesinde, marka ayakkabılar içinde bunca şeyin arasında bir de ders çalışmaktadırlar.
Sokakta giydikleri ayakabıları ile yataklarının üstüne yatmaktan hiç çekinmeyen kızların rahatlığı, herşeye burunlarını sokmayı kendilerinde hak görmek gibi bir özgüveni de beraberinde getirmektedir. Burda ne dedim bilmiyorum ama yaklaşık böyle birşeyler işte.
2.sezon devam ediyor. 13. bölüm de ekimde yayınlanacakmış. Bayram arası mı vermişler anlamadım. Bu da bitince gene kaldım ortada. Zamanımı böyle öldürmekten çok keyif alıyorum. HDR renklerinde reklam tadında yalan dizilere bakıp elbet birşeyler alıyorumdur diye düşünüyorum. Lütfen üzerime yargılarla gelmeyin.

Sıkıntı ve muz kabuğu demişken. J.D. Salinger'ın bilinmeyen hayatı hakkındaki 'Üzüntü Muz Kabuğu ve J.D. Salinger'' adlı kitabı çıkar çıkamz aldım ama hala başucumda okumak üzere saklıyorum. Ne tutuyor bilmem. Araya hep başka şeyler giriyor. İşte böyle küçük yalancı kızların sığlığından, Salinger'ın doruğuna uzanan bir kültür denizinde yüzüyorum.

Dediğim gibi. Bana yargılarla gelmeyin.

4 yorum:

  1. di mi okumak gerek o kitabı...ben de okumadım ama okumak isterim uzuuuun yılardır...sığlar da iyidir ama, bak oralard ışık oyunları olur, suyun içindeki taşları görürsün....debelenmezsin işte bi de...iyidir ikisi de iyidir..

    YanıtlaSil
  2. yorumlarda görmek istediğimiz hareketler bunlar. luv u

    YanıtlaSil
  3. sığda debelenirsem totom açıkta kalır ama...

    YanıtlaSil
  4. debelenme. ayakta durup ayaklarını seyret. o da zevkli oluyor. suyun ışıltısı oynuyor sığlarda taşların üstünde yansırken. benim gene denizim geldi.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...