Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Hayır Olsun İnşallah

Çok acaip rüyalar gördüm yine sabaha karşı.

Tavuk kanadı gibi birşey yiyordum iştahla bir restoranda. Ama elim kadar kocamandı kanatlar. Hiç sorgulamıyordum nedir bu diye. Sonra mutfağın kapısı aralandı. Beyaz ördekler vardı badi badi yürüyen. Beyaz kıyafetli bir aşçı kaptı birini aceleyle. Kanadını kesiverdi kocaman bıçakla kırt diye. Ördek ayaklarının üstünde dikilip can havliyle bağırdı. Gagası kocaman açıktı. Gözleri ne olduğunu anlamaz bakıyordu. Kustum yediğim kanatları, akan kanları görünce.

Sonra başka birdeydim birden bire. Küçük bir kız vardı bana doğru gelen. Kucağında minicik bir yavru kedi ile. Rüya ya işte, biliverdim, kedi birazcık hastaymış, bana getiriyormuş minik kız ben onu iyi edeyim diye. Mutlu oldum birden, bu kediyle kaderimiz ortakmış sandım. Sonra birden gökyüzü karardı, iki kocaman kanadın gölgesi düştü yere. Dev bir beyaz martı kapıverdi minicik yavru kediyi. Derinden bir miyk sesi duydum, ama çoktan gözden yitmişti kedi. Küçük kıza çok sinirlendim birden. Sahip çıkamamıştı küçücük kediye. Sonra düşündüm, kızın kendi de küçücüktü. Kızamadım. Sadece üzüldüm.

Ve mekan değişti yine, bu sefer bir okuldayım. Gökyüzünde UFO'lar vardı. Işıkları sağda solda belirip kayboluyordu. Dünyayı istilaya gelmişlerdi. Acilen saklanmamız gerekti. Okulun altında bir sığınak vardı. Çocukları oraya toplamamız gerekliydi ama sadece acil durum çantası olanları. Tek tek içeri aldık onları. Sonra ben kendi çantamı bulmak için okulun yüksek tavanlı koridorlarında gezmeye başladım. Bir çalışma masasında benimle ilgili belgeler vardı. Baktım babamın çalışma masası. Hüzün çöktü üzerime. Birisi orda babamı anlatıyordu. Ona demiş ki babam “Nefes en büyük hediyedir insana”. Sonra lafı toplarlayamadığı her zaman olduğu gibi “Allah hayır etsin” diye eklemişti. Yürümeye devam ettim. Balo kıyafeti ile birkaç genç kadın gördüm. Sığınağa partiden sonra geleceklerini söylüyorlardı. Kendime acıdım. ‟Hayatı kaçırdım, yaşamayı hiç bilemedim” diye. Ağlıyordum sonrasında bir köşede. Babama mı yoksa kendime mi ağladığımı bilemeden.

Sınıfları dolaştım. Birkaç tane acil durum çantası buldum. En azından birkaç çocuğu daha alabilirdik sığınağa böylece. Ve sonra o en zor soru geldi. Hangi çocuklara vereceğiz çantaları peki? Nasıl seçeceğiz hangilerine yaşam hakkı verileceğini?

“Mavi kıyafeti olanlar dedim. Onlara verin çantaları.”

2 yorum:

  1. hayır olsun arkadaşım. yine fantastiş alemlerde dolanmışsın :-)

    YanıtlaSil
  2. Rüyadaki sembollerin birçoğunun gerçek hayatta nereden geldiğini buldum. Hepsinin birleşip böyle saçma bir mozaik şeklinde rüyaya dönüşmesi çok enteresan değil mi?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...