Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

10 Temmuz 2011 Pazar

Hayat çok tuhaf, vapurlar falan

Mahallemize bir park yapıldı. İçinde küçük bir suni gölet. Göletin ortasında bir kaç masaya yetecek kadar bir ada. Bir küçük basket sahası. Ama gece ışıklandırılanlardan. Basket sahasının sağ tarafında yanında belediyenin şu 'halkımız hareket etsin, göbek bağlamasın' temalı, demir döküm kondisyon aletleri. Diğer tarafında olmazsa olmaz çocuk parkı. Çocukların tepesinden aşağıya kova ile kum boca ettiği bir kaydırak. Yetişkinlerin illa ki koca totolarını sığdırmaya çalıştıkları salıncaklar. Küçükken çok sevdiğim, yukarı aşağı her hareketinde içimi bir hoş eden tahtıravelli. Çocuk parkının etrafında anneler badilerini rahat izlesin diye banklar. Suni göletin etrafında ve yüksek ağaçların altında yaşlılar gazetelerini açık havada okusun, birbiriyle hoşbeş etsin diye yine banklar.
Yeni bir yer açıldığında insanlar nasıl anlaşıp orda toplanıyorlar, bana hala çok garip geliyor. Böyle bir keşif arzusu, 'aman da belediyemiz bize park yapmış hemen gidip tadını çıkaralım' ihtiyacı. Sonra bir bakıyorsun dün açılan park bugün dolmuş taşıyor. Bu görüntüler hep aklıma eskiden oynadığım strateji oyunlarını hatırlatıyor. Ceasar vardı. Rome vardı. Sen bir bina yaparsın, hop diye merdivenlerde insanlar birikir 'melabaaa, biz geldik hayırlı olsuna' der gibi. İşte böyle bir hissiyat benimki. Sırf parktaki insanlara bakarak, ne kadar da küçük olduğumuzu hissediyorum. Çok çok büyük bir düzen var arka planda. Hiç farkında değiliz. O kadar miniğiz ki, gözlerimiz o büyüklüğü ne görebiliyor ne de algılayabiliyor.
En iyisi bunları hiç düşünmeden parka gidip gazete okumak

2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...