Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

14 Mart 2011 Pazartesi

Son 2 haftam da böyle geçti gitti

*1 Mart'ta Cirque Du Solei'i izleme şansına eriştik. Çok güzeldi. Çok eğlendim. Ağzım kapanmadı birçok sahnede. Bu kadar tadına vara vara izlediğim kendimi çocuk gibi hissettiğim birşey olmadı uzun zamandır. Palyaçoları bile sevdim. Ama tabi ki en güzeli insaının aklını alan akrobasi gösterileriydi. Sürekli yukarılara bakmaktan boynumuz koptu. Bir de daha iyi bir salonda bundan daha büyük ve kapsamlı bir gösteriyi izlesek ne olurdu acaba? Tek canımı sıkan salonda gördüğüm kadın izleyiciler oldu. 3 kadından biri kürk giymişti. Hayvansız bir sirk izleyecek olduğum için fazlasıyla mutlu idim. Ama canlı hayvan yerine ölü hayvan pazarına dönmüştü ortalık. Kimisi abartmış, kürk yelek üzerine kürk manto giymişti. Sadece yaşlı başlı kadınlar değil genç kızların da üstünde mutlaka bir kürk parça vardı. Etol olsun şapka olsun. Hayır madem o kadar üşüyorsunuz, ayaklarınız da niye babet veya stilettolar var. Birkaçının yanından geçerken kendimi tutamayıp iğrençsin veya katil dedim.









*Ablamın bir arkadaşı yeni eve taşındı diye ev ziyaretine gittik. Düğünümüze gelmişlerdi diye gitmem gerekirmiş. Öyle destur aldım annem ve ablamdan. Hadi dedim tamam bir kere ben onlara gideyim bir kere onlar bana gelsin ve bu mevzuyu kapatalım. Çok keyifli değildi benim için ev oturması. Benden en küçüğü bile 10 yaş büyük olan kadınların arasında ne konuşacak ne de dinleyecek birşey bulabildim. Sorun sadece jenerasyon farkı da değil. Ortak bir kültüre ait değiliz. Ya da ortak bir  dünya görüşüne. Fazla zorlamaya gerek yok. Velhasıl yardım edeyim diye masayı toplama ve bulaşık makinesini yerleştirme şansını kaçırmadım ki salonda kokoşların arasında daha fazla bunalmayayım. Neyse, güzel çiçekli dikdörtgen bir tabak vardı makineye koyduğum. '5 çeşit tatlı' arasından pasta servisi için kullanılan tabak buydu. Misafirliğe gelen hanımlardan biri o tabağı elde yıkamamın daha iyi olacağını makinede zarar görebileceğini söyledi. Peki dedim aldım elimde yıkadım. O sırada ev sahibi olan ablamın arkadaşı geldi. Aaa canım bunu iyiki elde yıkamışsın. Biliyor musun bu Tiffany's dedi. Normalde bunu kullanmıyorum da bugün özendim çıkardım diye ekledi. O kadar saçmaydı ki hiçbirşey diyemedim. Neyse Tiffany'de kahvaltı etmedim ama tiffany tabakta pasta yemiş oldum ben de.

*Yine aynı ev oturmasında bana Tiffanyy's tabağı, tiffany's olduğunu bilmeden sırf iyi olduğunu tahmin ederek elde yıkama konusunda ipucu veren hanımın giderken kürk giydiğini gördüğüm anda, iyi ki dilimin ucuna gelip de sırf konuşmuş olmak için sirkteki kürk fiyaskosunu anlatmadığıma çok memnun oldum.

*Geçen hafta sonunda İstanbul'da kar gördük. Gene tutmadı ama art arda yağdı ve nadir de olsa beyaz temiz bir görüntü verdi etrafa. Tipinin yoğun olduğu zamanlarda kediyi kucağıma alıp camdan dışarıyı izlerken hani ofis penceresinden karı görüp de stres oldugun ve keşke evde olsaydım diye iç geçirdiğin günler vardı ya dedim, işte şu anda o hayalin içindesin. Tadını çıkar. Ve tadını çıkardım. Kendimi evde olduğum için çok iyi hissettim bu hafta boyunca. Suçluluk hissinin üstünü bile kar örtmüştü. Beyaz ve temizdi herşey. Bir sürü insan gördüm. Aynı gün ikiden fazla plan yapabildim. İlk defa kısır yaptım ve bu sefer kekim de tuttu.

Velhasıl kelam, güzel geçen son 2 haftanın ardındna yeni bir haftaya hazırım. İş yok güç yok. Ben hazır olmayayım da kim olsun zaten. Hasta la vista...

2 yorum:

  1. bigün bende yapcam..pc kucağımdayken pencereden dışarıyı izlicem ve içimde hiç suçluluk duygusu olmayacak...pür-ü pak olacağım...bigün bende...

    YanıtlaSil
  2. arada bir haftaiçi kendine izin ver. kimse olmasın. sırf sen. kızını gecir. ve kendine ayır kalan zamanı. hepimizin hakkı var buna

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...