Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

24 Mart 2011 Perşembe

Bipolar Sabahlar

Güneşin birazcık yüzünü göstermesi ile benim kafamdaki kara bulutlar da dağıldı. Bu ani ruh geçişleri borderline hastalığına veya daha iyi ihtimalle manik depresif bozukluğuna delalet. ikincisinin teşhisi konmuştu daha önceden zaten o yüzden çok zorlamayalım.

Seneler seneler evvel yürümeye çok üşenirdim. Sürekli evime dönüş acelesindeyken evimin civarındaki en yakın yerlerden bile taksiye dolmuşa biner bulunduğum ortamdan kaçarak uzaklaşırdım. Zaten ev dışında  bir ortamda bulunma sıklığım da çok değildi ya neyse.Yine aynı senelere tekabül eden zamanlarda Yüzüklerin Efendisi'ni ilk okuduğumda ben de yüzük kardeşliği ile beraber ormanların içinden durmadan yürümek istemiştim. Benim gibi bir saksı için hele de o zamanki ruh halimle çok anlaşılır bir istek değildi. Ama nasıl çekiyordu canım yürümeyi. Sanki çok sıcak bir günde televziyonda buz gibi kola içilen bir reklam görürsün ve hemen buzdolabına koşup o kolayı açmak ve kana kana içmek istersin ya, hani su kesmeyecektir susuzluğunu da anca kolanın boğazını yaka yaka ardında soğuk bir uyuşukluk bırakarak midene inmesi lazımdır. İşte öyle bir can çekmesiydi benimki de. Ama yüzük kardeşliğim ve yürüyecek ormanlarım olmadığımdan, onun yerine binlerce ve cinlerce bahanem olduğundan yürümemiştim. Zaten ben çooook üşengeçtim.

Şimdilerde ise bir yürüme sevdası var üzerimde. Yorulmuyorum. Yürüyorum. Ve çok keyif alıyorum. 1 saat durmadan yüyürüp sonra üzerine biraz daha yürüyebiliyorum. Ama yürümek yeni bir hikaye değil aslında. Bu bir süredir hayatımda zaten. Ama bir süredir hayatımda olmayan fakat daha önceden yapıp keyfine vardığım birşeyi bugün yeniden yaptım. 

Dolmuş ile şaşkınbakkal'a gelmiştim. Sahilde dolmuştan inip caddeye çıkıcak, tamircide olan saatimi alacaktım. Dolmuştan indim. Işıklara yürüdüm. Karşıya geçecektim. Birden kafamı çevirip denize baktım. Tanrım ne kadar güzeldi. Güneş de parlıyordu. Güneşin sarı ışığı denizin mavisini aydınlatıyordu. Banklar da boştu. O sırada yayalara yeşil ışık yandı. Ben aksi istikamete döndüm. Bir banka oturmaya karar verdim. Sonra daha da güzelini gördüm. Kumsala belediye minicik bir kulübe koymus ve masalar atmış. Uzaktan kapalı gibi görünüyordu. Baktım kulübede biri var. Bir çay aldım. Ve denize en yakın masaya konuşlandım. Sonra denizi seyre daldım. Kuşları izledim. Onlar bağırdı ben duydum. Bazıları pat pat suya dalıyordu. Sanki kocaman taşları suyu atıyormuşsun gibi ses çıkıyordu her seferinde. Merak ettim neden bu kadar ses çıkıyor diye. Direk göbekleme mi dalıyor kuşkafalar. Pişmesin sonra göbecikleri. Birkaç masa öteye köpekli birileri geldi. Daha önce gelmiş olan bulldog ile oynamaya başladı bir yavru golden ve yaşlı beagle. Onları izledim gülümseyerek. Yaşamdan 1 saat çaldım kendim için. Çok güzeldi. Hep o anın içinde kalmaya çalıştım. Ne geçmiş düşüncesi ne gelecek endişesi. Oturdum ve güneşin okşadığı burun deliklerimden içeri giren denizin iyot kokusunun tadını çıkardım. O sevmediğim martıların bağırışlarını birer kahkahaymış gibi dinledim. Çirkin suratlı paytak bulldogun hızlı hızlı nefes alışlarını duydum. Duyularım keskinleşti. Oturduğum yerdne birbuçuk saat sonra kalktım. Çünkü artık üşümüştüm. İşte olsaydım bunu yapamayacağımı düşündüm kalktıktan sonra. Haftasonu böyle olmuyor. Birsürü insan gürültüsü varken aynı tad olmuyor. Böyle yalnızken, ıssızken sanki seninmiş gibi oralar. Sanki bir sen varsın bir de huzur.

Seneler önce de yapardım arada bir ben bunu. Yürümediğim senelerde, evime çok yakın oldğu için buraya gelirdim. Tek başıma otururdum. Sigara içerdim o zamanlar deli gibi. Bir meşgaleye ihtiyaç duyardım. Orada tek başıma oturuşuma bir anlam katmaya çalışırdım. Denizin karşısında otururdum ama denizi görmezdim. Kendi kendime boğuşur geri dönerdim. Ama nadiren karşımdaki güzelliğin farkına barabildiğim anlardan birinde bunu çekmişim yanımdaki eski telefonumla.



Bu da bugünkü manzaram. Hergünüm böyle keyifli olsun. Dinimiz kocaman Amin...


2 yorum:

  1. çok güzel vala...
    sanki oraya ben gitmiş de oturmuş, o havayı ben koklamış gibi oldum da, bi gevşedim :)
    ne güzel insanın kendi hayatını kendisi yönetmesi..
    ne güzelll

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...