Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

13 Ocak 2011 Perşembe

Işık

İşe gitmiyor olmamdan en çok annem mutlu sanırım. Haftaiçi gündüz görüşüyoruz. Beraber yemek pişiriyoruz. Aynı börek içi ile muska, kol ve gül şeklinde börekler yapıp farklı börekler yaptığımızı iddia ediyoruz. Cadde'de daha önce görüp de 'ulan bunca insan bu saatte burda napıyor, kimse mi calısmıyor anasını satayım' diye hayıflandığım kalabalık guruhunun icinde bir aşağı bir yukarı salınıp sonra madoda sahlep icip dinleniyoruz. Ablam da katılıyor bize.Oğlundan bahsediyor. Dağınıklığından şikayet ediyor. Ders çalışmıyor diyor. Tarih tekerrür ediyor. Muhtemelen birkaç masa ileride başka insanlar aynı şeyleri konuşuyor.

Sonra ben fazla muhabbeten sıkılıp gitmek istiyorum. Kavga etmeye başlıyoruz. 'Anneler ve kızları' dizisinin aynı temalı yeni bir bölümünü çekiyoruz. 'Ben kendimi bulmaya çalışıyorum anne' diyorum. Suratıma anlamaz gözlerle bakıp sinirleniyor. 'Eeeaahh hala mı bulamadın kendini be' diyor. O sırada cok kızıyorum. Ama bir sakinlik var üstümde birşey demiyorum. Şimdi aklıma gelince ise çok gülüyorum. Bir de onun açısından dinledim de dediğimi. Gelmişim 31 yaşıma hala kendimi bulamamışım. E haklı kadın yahu. Ama olsun bu uzun bir yolculuk annecim. Sen vazgeçmmiş olabilirsin ama ben hala bir umut taşıyorum.

Adına ne dersen de. Kendini bulmak. Nirvanaya ulaşmak. Mutlu olmak. Huzurlu olmak. Dünyada cenneti yaşamak. Herkesin bir yolculuğu var. O yolculukta yalnız olmalıyım. Yakınlarımda kendi yolunu yürüyenler de olucak. Ama herkes kendi içinde kendi bildiği şekilde.

Ben huzuru öyle absürd yerlerde buluyorum ki.

30 senelik apartmanların dizili olduğu bir sokaktan yürürken yaprakları dökülmüş ağaçların olduğu küçük bahçelerine süzülen güneş ışığında mesela. Bakmaya doyamıyorum. Sanki o an bir ben varmışım gibi dünyada. Ve bu güzelliği bir ben görmüşüm gibi.

O an çok üzülüyorum bu anı ölümsüzleştiremediğime. Ama zihmimde işte o görüntü gimiyor bir yere.

Sonra telefonumdaki resimlerin arasına bunu buluyorum. Yine öyle bir anı bu sefer yakalamışım. Kahvaltı masasının üstüne çaktırmadan sızan güneş. Sen burdasın şimdi.

Karanlığın üstüne doğan ışık çok anlamlı benim için.
Hayatımın anlamı.
Seviyorum...



p.s.:bu yazıyı yazarken arkada Edit Piaf çalıyordu. Bıkmadan üst üste dinledim. La vie en Rose.  Çok güzel.

4 yorum:

  1. resim ayrı mutlu etti beni de..yolda gördüklerinden sonra "olan" sen ayrı...

    cicim..ne de güzel anlatıyorsun..doyamıyorum..
    hep yaz..daha çok yaz..

    sen yaz ben okuyayım..

    YanıtlaSil
  2. Umudum. günümü gün ettin. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. ulan bunca insan bu saatte burda napıyor, kimse mi calısmıyor anasını satayım.. :(

    YanıtlaSil
  4. benim guruhumdan olan insanlar işte. yeni arkadaslarim

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...