Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

31 Aralık 2010 Cuma

2011?

Dün sabahtı sanırım. Tek dileğim 1 Ocak 2011'e bir zaman sıçraması yapmaktı o anda. Gözümde büyüyen ayrılık konuşmaları vardı yapmam gereken. İhbar mektubumu alacaktım ve önümdeki ihbar süresinin planlamasını yapacaktım. Bir an öncesi bitsin istiyordum. Kör ölür badem gözlü olur. Birden herkesi sevmeye başladım işyerinde. Şirketi de sevmeye baladım. Sanki sevgilimden ayrılır gibiyim. 5 senem geçmiş orda. Alışmışım. Her gün ayaklarım geri geri giderdi. Şimdi eve gidip ne yapacağımı bilemiyorum.

Bu yılın son postu bu. Şu an 1 Ocak olsun hemen diye yanıp tutuşmuyorum. Çünkü zor kısmını atlattım. Ya da öyle umuyorum. 

1 Ocak'tan itibaren teoride değil ama pratikte işsizim. Mayıs 2011 veya öncesinde bordrodan tamamen çıkacağım. Birkaç ay önce bunları havadan konuşmak kolaydı. Şimdi sürekli kararımı sorguluyorum. Boşluğa düşmekten çok korkuyorum. Çünkü çok mümkün. Nefret ettiğim işimin nefret ettiğim süreçleri beni hayatın gerçeklerinden uzaklaştırıyordu. İçine zorla çekildiğin sistemde nefes alabilmek için bir işin/uğraşın olmalı. Yoksa kafayı yemek an meselesi.

Umarım herşey iyi olur. Herkes için.

24 Aralık 2010 Cuma

P si düşen MS sayıklamaları

Susan Miller'ın gazına gelip de ekinoksla aynı gün gerçekleşen dolunayın yaratacağı felaketleri beklerken, tek etkinin benim vücudum üzerinde gerçekleşmesi hayli ilginç oldu.
Dolunayın olduğu gece ve takibinde, ay vücudumdaki kanı tsunami kıvamında bir med-cezir gibi hareket ettirirken, PMS'in de etkisiyle hormonlarım hipofiz bezimden salım salım salınırken depresif bir kurtkadına dönüşüp balkondan atlamama az kalmıştı.
Şu satırları yazan ellerimde gördüğüm kadar bir kıllanma yok dolayısıyla kurtkadın olmamışım. Fakat kullanılmayan yumurtaları atmaya başladım ki bu detayı sanırım kimse bilmek istemiyordur. Fazla yumurtaların atılmasıyla bir rahatlama dalgası geldi yavaştan. O yüzden hormonlarım da düzeldi. Ya da tam tersi. Hormonlarım düzeldiği için rahtalma dalgarı geldi. Zaten herşey çift yönlü çalışmıyor mu. Neden-sonuç ilişkilerinde nedenler ve sonuçlar hep yer değiştirmiyor, birbirlerinin kılıklarına bürünmüyorlar mı?

Bu arada dün sabah yine aynı yoldan geçerken, benim kör simitçi amcama, uzun mantolü bir adamın, simit arabasını yokuş aşağı indirirken yardım ettiğini gördüm. Daha güneş doğmadığı gibi, ay hala tabak gibi ortadaydı sabahın o saatinde.

Şimdi ben P si düşen MS'nin etkisiyle bir süre yemek ve özellikle tatlı yiyip bir fil gibi oturacağım.

Bana müsaade şimdilik...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Ha gayret

Ben de "ha gayret" diyorum.



"Artvin'de, kuşların daha doğal ortamlarda barınma ve üremelerini sağlamak isteyen biyolog, kuruttuğu su kabaklarını kaşıkla oyarak yaptığı 200 kuş yuvasını ilin değişik yerlerinde ormanlara astı."

Kendi yetiştirdi su kabaklarını,
Kuşlar için yuva yaptı.
Bir oldu ormancılarla,
Tek tek ağaçlara astı.

Önce serçeler geldi,
Sonra baştankaralar
Kuş sesiyle doldu
Kabaktan yuvalar.

Sevgili Yaşar Aksu
Bize verdin bir muştu
Umut oldu yaptıkların
Kanatlarımız uçuştu

Haber Kaynağı: http://www.ntvmsnbc.com/id/25162313/#storyContinued

21 Aralık 2010 Salı

Aynı nakarat. Hep aynı, aynı...

Rutin hayatıma devam etmekteyim. Sabah evden çıkış, akşam eve dönüş saatim aynı. Araç aynı. Yol aynı.
Her sabah 6:50'de Nakkaştepe'de gördüğüm simitçi aynı. Yokuş aşağı inerken sabahın karanlık ayazında, peşi sıra sol eliyle sırtına dayayarak sürüklediği ağır simit arabası aynı. Önündeki engelleri duyurup yolu tarif eden bastonun sesi aynı. Simitçi bu sabah da kör, hayatı yine aynı.

Pamuklara sarıp yaşatmak istediğim o amca hayatına her sabah kaldığı yerden "ha gayret" devam ederken, benim hissettiğim çaresizlik aynı. Şu hayatın çomak sokulası adaletine isyanım aynı.

Bu sefer tam da köprünün üstünde gördüğüm ezilmiş kedi farklı. Ama kalbimden kopan çığlık gene aynı. Tüyleri bembeyaz, diğerlerinden farklı. Gözümün ucuyla gördüğüm yüzü ise bence hepsiyle aynı.

İşte gördüğüm suratlar farklı, riyakarlık aynı.
Sohbetler aynı.
Yalanlar aynı.

Tüm insanlar o kadar farklı ve özgün olmaya çalışırlarken aslında hepsi de birbiriyle köküne kadar aynı...

Müzik aynı...
Sözler aynı...
Aynı nakarat,
Hep aynı, aynı...

13 Aralık 2010 Pazartesi

Aşağıdaki yazıyı Barınak Gönüllüleri Derneği'nden aldım. Güzel şeyler de olabildiğinin bir kanıtı.
Söz uçar yazı kalır diyerek paylaşıyorum.
Hepimiz için bir umut.

Hepimiz yillardir internet uzerinden uzulerek “hayvan satisi”na tanik olduk, birbirimizi bu ilanlardan haberdar ettik, ilan sahiplerini, site yoneticilerini yeri geldiginde uyardik…

Simdi bir hayalimiz daha gercek oldu..
Sahibinden.com yoneticileri ve calisanlari, tamamen bireysel girisimleri ve cabalari ile artik sitelerinde hayvan satisini yasakladilar.
Artik sadece gonullulerin sahiplendirme ilanlari sitelerinde yer alacak…
Bu onlar icin gercekten buyuk bir isgucu yuku ve bir miktar da para kaybi getiriyor olsa da, bizlerle yanyana calismak , bu konuda kotu niyetli ilanlari da engellemek niyetindeler…
Kendileriyle yuzyuze ve telefonda yaptigimiz gorusmelerde, barinaklarda gonullu gorev alan arkadaslarimiza ulasilabilecegini konustuk, kendileri yeri geldiginde ilan sahiplerini bizzat arayarak da gerekli kontrolleri yapacaklar…
Bu Turkiye’de bir ilk, hepimizin destegi ve katilimiyla Turkiye’nin dort bir yanindan tum gonulluleri burada yer almaya davet ediyoruz…
Site bizim icin tamamen ucretsiz ve herhangi bir teknik destek gerektiginde yardim alinabilecek, proje yetkilisi Naim bey bu konuyla ilgili ilerleyen gunlerde bir kullanim destek kilavuzunu bizimle paylasacak.
sahibinden.com’un liderlik ettigi bu calisma dilerim tum firmalara, kurumlara ornek olur…
Asagida sahibinden.com’un hayvankorumacilar icin hazirladigi bilgilendirme notunu ve gerekli iletisim bilgilerini bulabilirsiniz… Hic bir birey/dernek/sehir yada barinak ayrimi gozetmeksizin bu bilgilendirmeyi tum hayvankorumacilarla paylasabilir misiniz?
Meltem Erkan Acet
BGD Yonetim Kurulu Uyesi

Yazının orjinali: http://www.bgd.org.tr/?p=873


Link: http://www.sahibinden.com/evcil-hayvanlari-sahiplendiriyoruz/


 

Neler Öğrendim - 4 -

Eğer denize atamayacaksan, iyilik yapmayacaksın.
Kimseye kolunun diyetini ödetmeyeceksin.

5 Aralık 2010 Pazar

Elimde Değil

Bu resimlere bakıp, nasıl hayatlar yaşadıklarını düşünmekten kendimi alamıyorum.


Cher, Sony ve Bob Dylan
Kate Moss, Johnny Depp ve Iggy Pop
David Bowie, Iggy Pop ve Lou Reed 
Bob Dylan, Mick Jagger ve Keith Richards
Yoko Ono, Andy Warhol ve John Lennon

kaynak: http://acidcow.com/famous/6767-rare-photos-of-famous-people-125-pics.html

4 Aralık 2010 Cumartesi

Neler Öğrendim - 3

Saf iyi veya saf kötü olma durumu yoktur.

Bir insanın yüreğinde hem iyilik hem kötülük bulunur.

Önemli olan erdemli olmaktır. Etrafta bunca kötülük varken, içindeki iyiliği seçebilmektir.


Yin Yang

credit: Eric's Bardo @ Flickr

2 Aralık 2010 Perşembe

Neler Öğrendim - 2 -

İş hayatı satranç tahtası gibi.

Yöneticiler Kale gibi yerlerini korurken, çalışanlar birer piyon gibi sürekli hareket ediyor tahta üzerinde. Koca bir el, piyonu bir yerden bir yere oynatıyor sürekli. Birilerini onun adına karar veriyor. Bunu buraya koyayım da ordan ben bu hedefime daha kolay ulaşırım diyor. Hedeflere ulaşırken bazı piyonlar harcanıyor. Bunu yapmak için de bazen diğer piyonlar kullanılıyor.

İş hayatıdna At gibi olmak lazım belki de. Şahların vezirlerin yanında yer almalısın. Sonra hiç beklenmedik bir L hareketi yapıp herkesi şaşırtmalısın.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...