Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Yaşasın bugün pazartesi ???

Bozcaada dönüşünden beri cok yoruldum. Uzun haftasonu isimli yeni model çakma tatiller çalışanların ağızlarına bir parmak bal çalmak ile eşdeğer benim gözümde.
Ah canım çok mu yoruldun? Neden perşembe-cuma izin alıp haftasonu ile birleştirmiyorsun. 4 gün güzelce dinlenirsin.
Toplama yapmayı ben de biliyorum. Ama o 4 gün 4 gün değil işte. Zaten 2 günü yolda geçiyor. Ne gittiğinden anlıyorsun ne de döndüğünden. Ya da tam tersi. Gidiş ve dönüş yollarını çok iyi anlıyorsun da. Sana arada kalan o 2 günden birşey anlamıyorsun.
Biz küçükken her yaz kampa giderdik.  Kamp dönemleri 15 gün olurdu. Dolu dolu 2 hafta. Tatil benim için zaman standartını ta o zaman belirledi. 2 hafta. Daha az değil. Daha çok olabilir. Ama 2 hafta karardır.
-Koşarak kaçalım burdan sevgilim.
-Sevgilim, çok korkuyorum. Lütfen elimi bırakma
Ama artık kimse 2 hafta işinden ayrı kalmayı düşünemiyor. Hayır ben doktor değilim cerrah değilim. Nedir beni kıymetli yapan. Kimsenin hayatı benim ellerimde değil ki? Elimde tek tuttuğum tek alet mouse dur işyerinde.
Bu sene bize işyerinde ardarda 2 hafta tatil kullanmayacaksınız dendi. Sebep de şu üstünde çalıştığımız körolasıca proje. Yaz dönemi çok hummalı geçecek diye tatilimizi erken yapalım dedik. Mayısta 1 hafta fethiyeye gittik. Giderken çok heyecanlıydım. Ama totomuzda patladı. Hava cok soguk ve yağmurluydu. Resimlerinde çok etkilenip gittiğimiz otel bizi feci hayal kırıklığına uğrattı. Adamların elinde altın madeni var ama kullanmasını bilmiyorlar. Zaten ordan sağ salim döndüğümüze şükretmek lazım. Zira döndükten kısa bir süre sonra otel sahibinin ünlü bir adamın oğlunu öldürdüğünü okuduk gazetede. Neme lazım biz de 3. sayfalarda çıkabilirdik. 'Yeni evli çiftin cesetleri kaldıkları otelin yanındaki suni gölde bulundu' Mümkün mü? Evet çok mümkün.

1 haftada sadece 3 kere denize girebildiğimiz soğuk mayıs tatilinden sonra temmuz sonundaki 'uzun haftasonu' kaçamağı kısa da olsa iyi gelmişti. Fakat döndüğümden beri burnumdan geldi. Zaten döner dönmez ağustosun ilk haftası aptal projenin aptal simulasyonu icin haftasonu dahil çalıştık. Üstelik gece yarılarına kadar. Tüm suratımı sebaroit dermatit denen şeyden bastı. Bir de dudağım uçukladı. Bu da yeni adetim. Bu yaşıma kadar uçuk nedir bilmezdim. İlk defa geçen sene düğünden önce çıktı bu meret. Şimdi yer etti. Sıkıldıkça dudağımın üst köşesinde içten bir yanma başlıyor önce. Sonra kızarıp şişiyor. Ama yara yok. Sadece derisi yanmış gibi pürüzsüzleşiyor. Ve sonra ardında farklı bir renk bırakıp gidiyor. Ama dudaktaki renk farkı baki kalıyor. Yani sürekli ucuk varmış gibi duruyor. 
23 ağustos haftası da yine böyle bir sümulasyon haftası idi. Yine gec saatlere kadar işte kal. yine haftasonu çalış. Bu sefer suratımdaki sebaroitler daha azdı. Çünkü bol bol yatıştırıcı krem sürdüm. Ama demin gördüm ki uçuk gene çıkmış. Bir de cuma gecesi çok hastalandım. Migren, mide bulantısı ve ishal kombosu. Sabah 3 bucukta bu sıkıntılarla uyanıp bir daya uyuyamadan işe gittim. Verdiğim 1 kiloyu itinayla geri almamayı hedefliyorum.
İlk defa yaşasın pazartesi diyorum çünkü 30 ağustos tatil. Ve ağustosun bitişini davulla zurnayla kutlamayı düşünüyorum. Gerçekten kötü bir aydı. Nesi varsa alsın yanında götürsün.


Çok yorgunum.
Ego çatışmalarından ikrah ettim.
Arada kalmaktan sıkıldım.
İş hayatı bana göre değil.
Ulan herkes çalışıyor da bir bana mı oluyor bunlar.
Tutunamıyorum işte. Ben gidip uyuyayım en iyisi.

p.s. bu ayın tek sevimli olayı 2 hafta evimizde konaylayan pisicikti. bir önceki postta yuva arayan kedi yuva buldu. umarım çok mutlu olur o ve yeni sahipleri. tabi kim kime sahip olacak o daha sonra belli olur.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Boz bir ada Bozcada

Kireçli toprağı, ağaçsız yolları,
Üzüm dolu asma bağları.

Şarabı var mis gibi,
Denizi var buz gibi.

Domatesi bildiğin şeker,
Gönlüm şimdi de karpuz çeker.

Güneşe karşı rüzgar gülü,
Bir de öpseydik bülbülü

Rüzgar gülü rüzgar gülü,
Hiç bu kadar üşüdün mü?

Şair burada çalar çırpar,
Kalbim bozcaadada durmaz atar.


rüzgar güllerinin ordan görülen kırmızı turuncu pembe güneş


insan yapımı gördüğüm en güzel şey. sesleri ayrı güzel. bakmaya dinlemeye doyamazsın.



üzümü bildiğin bal gibi. o koca üzümleri yuta yuta yersin.



buz gibi suyu olan akvaryumun tepeden görünüşü.



böyle sokaklarda yürüsek



böyle kapılardan geçsek



böyle pencerelerden baksak dünyaya.



güneş batınca sefa yapsak,



ehl-i keyifte balık olsak.

keşke. yine. şimdi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...