Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

21 Aralık 2010 Salı

Aynı nakarat. Hep aynı, aynı...

Rutin hayatıma devam etmekteyim. Sabah evden çıkış, akşam eve dönüş saatim aynı. Araç aynı. Yol aynı.
Her sabah 6:50'de Nakkaştepe'de gördüğüm simitçi aynı. Yokuş aşağı inerken sabahın karanlık ayazında, peşi sıra sol eliyle sırtına dayayarak sürüklediği ağır simit arabası aynı. Önündeki engelleri duyurup yolu tarif eden bastonun sesi aynı. Simitçi bu sabah da kör, hayatı yine aynı.

Pamuklara sarıp yaşatmak istediğim o amca hayatına her sabah kaldığı yerden "ha gayret" devam ederken, benim hissettiğim çaresizlik aynı. Şu hayatın çomak sokulası adaletine isyanım aynı.

Bu sefer tam da köprünün üstünde gördüğüm ezilmiş kedi farklı. Ama kalbimden kopan çığlık gene aynı. Tüyleri bembeyaz, diğerlerinden farklı. Gözümün ucuyla gördüğüm yüzü ise bence hepsiyle aynı.

İşte gördüğüm suratlar farklı, riyakarlık aynı.
Sohbetler aynı.
Yalanlar aynı.

Tüm insanlar o kadar farklı ve özgün olmaya çalışırlarken aslında hepsi de birbiriyle köküne kadar aynı...

Müzik aynı...
Sözler aynı...
Aynı nakarat,
Hep aynı, aynı...

2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...