Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

16 Nisan 2010 Cuma

İşini sevenler parmak kaldırsın

İşimi hiçbir zaman sevmedim. Sevmiyorum. Sevmeyeceğim. Bu şirketteki bir önceki işimi de sevmemiştim. Hatta ondan önceki işyerimi ve ordaki işimi de. Ve anladım ki ben bundan sonraki işimi de sevmeyeceğim. Tabi kendimi böyle programladığım sürece sevme ihtimalim yok ama ben asla evlenmeyeceğim de demiş bir insanım. Demek ki bu programlama da tırışkaymış sayın dinleyenler.

Kurumsal kimlik ve kurumsal şirket kültürü bende ayaklardan boyna kadar uzanan şu mahkum zincirleri ile bağlanmışım gibi bir etki bırakıyor. Özellikle de bu kurumsal olduğunu iddia eden, ama hadi sırf Türklüğümüze vermeyelim biraz da Akdenizliliğimizden kaynaklann kurumsal kisvesi altında buram buram bir patron şirketi ve kraldan çok kralcılık oldu mu, o zaman prangalar daralıyor, bir de üstüne yanımda, arkamda önümde durup geçişimi tıkayan, prangaları içinde sanki gerçek buymuş gibi memnuniyet içinde yaşayan insanların terleri nefesleri kokuları üstüme bulaştı mı ah işte o zaman ben isyan bayraklarını dalgalandırmak istiyorum. O isyan bayraklarını koca gönderlere çekmek istiyorum. Sonra o gönderi alıp sıradan tüm o prangalı salakların kafasına kafasına vurmak istiyorum.

Yine standart bir işgünü sonrası hezeyanlarla dolup taştım. Ama gel gör ki bugün İstanbul rallisi denen bir hadise varmış ve sevgili şirketimiz bizi öğlen 3'te salıverdi. Ayaklarım totoma vura vura çıktım. Saatin 3 olmasını bile bekleyemedim. Bir 5 dakka da ben kendime izin verdim. Koştum evime. Ama önce spora koştum. Bi de koşu bandında koştum. Ama aralıklı olarak koştum bantta. Duygusal olarak sürekli koşabilsem de fiziksel olarak ben antremanlı değilim, hönk diye nefesim kesiliveriyor. Aman neyse akşam daha hava kararmadan sporumu yapmış, duşumu almış, maillerime bakmış kıçımı yaymış durumdayım. Mutluyum çünkü cuma gününden güzel birşey daha varsa o da erken paydos edilen bir cuma günüdür.

Bu arada tahmin edileceği üzre araba yarışından da hazzetmem ben. Gürültülü tozlu ve tehlikelidir. Hele de şehir içinde olmasına anlam da veremiyorum. Ama bugün diyorum ki YAŞASIN TÜRKİYE RALLİSİ...

Resim Türkiye Rallisi 2010 sitesinden alınmıştır.

2 yorum:

  1. işimi sevmiyorum ama ofiste yaptığım için seveceğim varsa da sevmiyorum...
    beni azad etmesi içinde yol yordam arıyorum...

    sonra kendime kızıyorum:"bencilsin işte, dışarıda işi gücü olmayan ne çok insan var" diye..

    karışığım...bu bencillik mi yoksa değil mi?

    YanıtlaSil
  2. ben de o ikilemde kaldım. kararımı verine bildiririm.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...