Aksi belirtilmedikçe tüm yazı ve resimler şahsıma ait olup izinsiz kullanılmaması rica olunur efenim.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Güneş Gözlüklerim ve Ben

Blog yazmaya başladım ya normalde aklımda uçuşan fikirler ve düşünceler yatağın altına saklandılar. Bildiğin yazar kısırlığı yaşamaya başladım. Daha 9 postta bu hale gelen tembel bünyemi tebrik ediyorum.

O zaman bu post ısınma turu olsun. Ben zaten yazdıkça saçmasapan şeyler aklıma gelmeye başlar, bu postun da devamı gelir. Çünkü atmasyon da üstüme yoktur. Hemen şurda tek ayak üstünde 40 yalan saydırabilirim. Muhtemelen bu deyimi de benim atalarımdan biri yüzünden çıkarmışlardır. Ama bu demek değildir ki ben yalancı bir insanım, hayır sadece 'mış gibi' yaparım. Sonra da doğruyu söylerim. Çünkü ben şaşırtmayı çok severim. Kendim de sürekli şaşırırım. 30 yaşıma geldim. Hatta kimileri insafsızca 31 yaşımda olduğumu söylüyor ama güzel annem benim hala 28 yaşımda olduğumu düşünüyor. Onun için 3o ile başlayıp devam eden yaşlara asla gelemeyceğim sanırım. Neyse ben bu yaşa geldim, her gün sürü sepet olay yaşıyorum. İnsan içindeyiz ne de olsa. İnsan içine çıkmasam da tv yi açsam yeter zaten di mi, bir sürü akla ziyan hareket, beyanat. Artık alışmam lazım. Ama yok yine şaşırıyorum, yine ağzım bir karış açılıyor. Hele de bu beklenmedik hareket ve beyanatlar yakın çevreden oldu mu, daha da çok yaşlandığımı hissediyorum.

Geçen hafta facebookda günlük milletin resimlerini röntgenleme seanslarımdan birinde yeğenim açtığı bir fotoğraf albümü dikkatimi çekti. Gidip incik cincik milletin sayfasini da karıştırmama gerek olmuyor, zira ne bok yeseler ana sayfada bilgilendiriliyorum. Gerçekten hayatını hiç merak etmediğim insanların durum güncellemelerini engelledim. Banane kardeşim diye rest çekebildim onlara. Ama bazı insanlar var ki, içimdeki dürbünlü sapığı uyandırıyor. Yeğenim ise başka kulvarlarda. 11 yaşında bir erkek çocuğunun ne kadar renkli bir hayatı olabilir ki? Ama evlendiğimden beri kendisini eskisi kadar sık göremediğim için hasretimi buralardan giderir oldum.

Şimdiye kadar koyduğu resimleri, durum güncellemelerini, beğendiği resimleri, yorumlarını ve arkadaşlarının ona yaptığı yorumları görüp içten içe bildiğim ama anlamazdan geldiğim şey, o fotoğraf albümü ile suratıma osmanlı tokadı gibi çarptı. Çarptığı gibi de beş parmak iz bıraktı. Küçük boklunun foto albümünün adı 'me and my sunglasses' !!! Albüm,  3 değişik güneş gözlüğü ile sırasıyla ön cephe ve 45 derece profilden çekilmiş, ama mugshot tadında değil, sadece kendi kendini telefondaki foto makinesi ile çeken bir insan portresinde, gerek sepia gerek renkli, ya da siyah beyaz 12 adet fotodan oluşuyor. Amaç gayet belli. En son aldığı ray-ban wayfarer'ları facebook arkadaşları ile 'paylaşmak'.

Bebekken bokuna kurban olduğum bu adamın, büyüyüp ter kokmaya başlaması yeterince acı verici değilmiş gibi, bir de üstüne tikky oldu. Bir teyze olarak sınıfta kalmış gibi hissediyorum. Benim yeğenim böyle olmamalıydı. En çok da bu koyuyor. Benim yeğenim diyerek olayı çok kişiselleştiriyorum. Ama 11 yaşındaki ergenden herkesin farklı beklentileri var. Anne ve baba farklı rol modeller. Teyze tamaman ayrı. Okulda arkadaşlar, gelişimindeki en büyük etken onlar. Gönül isterdi ki güneş gözlüklerini göstereceğine, şöyle afili bir albüm listesi yapıp koysaydı. Gönül isterdi ki farklı olsaydı, sürüden ayrı gitseydi. Gönül işte şöyle bişi olsun isterdi:


Ama olmadı işte. Sonuçta yine onu seviyorum. Yine gözünün bir damla yaşına kıyamam. Ama bu yaşadığım hayal kırıklığı da beni yine hayatı, insanları, aileyi ve beklentileri sorgulamaya itti. Biraz daha annemi anladım ki böyle zamanlarda çok korkuyorum. Çünkü yaşlanıyorum. Ve her kadın en çok da annesine benzemekten korkar. Ve sonunun onun gibi olmasından.

O zaman bu ne idüğü belirsiz postu son derece güzel bir resim ve isteyene böylesi olsun dileklerimle kapatıyorum. Çünkü kendi kendimin iç karartmasından ben şahsen bizzat kendim sıkıldım...


2 yorum:

  1. şimdi, "hayalkırıklığı kişinin beklentileriyle doğru orantılır" dicem, olmicak. "kendi yargılarının sonucudur" dicem, yine olmicak...çünkü hepimiz o yargıladığımız yargılara ve beklentilere sahibiz..amma velakin, daha 11 yaşında...dünyayı muhtemelen siyah-beyaz olarak görüyor. e güneş gözlüğü var gözünde çünkü :)) daha yolu var, teyzesi var karşısında, mis gibi bir eniştesi var. ;) hiçbir şey için geç değil ancak insanın kendi çocuğunu dahi ASLA değiştiremeyeceğini, istediği kalıba sokamayacağını da unutmadan yola devam etmek gerekiyor...
    ta ki çocuk "farkedene kadar"...yok senin-onun-bunun söylediğini farketmiyorsa, başka bir şeyi farketmiştir ki, o da onun yoludur...kader dediğimiz şeye geliyor galiba konu en sonunda, hım? :)

    YanıtlaSil
  2. ben de işte buna takıldım. yegenim ve güneş gözlükleri ve şimdilik seçtiği yol değil de, bizim beklentilerimiz ve kendi kendimizi içine düşürdüğümüz durum. halbuki sıfır beklenti sıfır hayalkırıklığı di mi gülüm

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...